Showing posts with label liste. Show all posts
Showing posts with label liste. Show all posts

Tuesday, January 23, 2018

2017'nin En İyi Filmleri

Başlık doğru olmadı. Çünkü derdim, 2017'nin en iyi filmlerini seçmek değil. Ama 2017'de en sevdiğim filmleri listeledim dersem, doğru olur. Geçmiş yıllarda o yılın öne çıkan filmlerinin hepsini izlemeden bu tip listeleri tamamlamak istemezdim, ama hem "tüm" filmleri bitirmek sonsuz bir çaba, hem de 2017'de izlemiş olmak önemli. Dolayısıyla, benim için yılın en iyi filmleri olduğu kadar, yılın hikayesini filmler üzerinden yazabilmek anlamı taşıyor bu liste. Buralarda dursun ki, bundan birkaç sene sonra bu yılı hatırlamak için bakabileyim. 

30. Okja (Bong Joon-ho)
29. Scream For Me Sarajevo (Tarık Hodzic)  
28. Thelma (Joachim Trier) 
27. Teströl és lélekröl (Ildikó Enyedi) 
26. Poesia Sin Fin (Alejandro Jodorowsky) 
25. The Killing of a Sacred Deer (Yorgos Lanthimos) 
24. Nelyubov (Andrey Zvyagintsev) 
23. Lady Macbeth (William Oldroyd) 
22. The Shape of Water (Guillermo Del Toro) 
21. The Big Sick (Michael Showalter) 

20. Battle of the Sexes (Jonathan Dayton & Valerie Faris) 
19. Dunkirk (Christopher Nolan) 
18. Chemi Bednieri Ojakhi (Nana Ekvtimishvili & Simon Groß) 
17. The Lost City of Z (James Gray) 
16. mother! (Darren Aronofsky) 
15. Blue (Sertan Ünver) 
14. Blade Runner 2049 (Denis Villeneuve) 
12. 120 Battements par Minute (Robin Campillo) 
11. Baby Driver (Edgar Wright) 

10. T2 Trainspotting (Danny Boyle)
9. The Square (Ruben Östlund)
8. Good Time (Benny Safdie & Josh Safdie)
7. Lady Bird (Greta Gerwig)
6. Call Me By Your Name (Luca Guadagnino) 
5. The Meyerovitz Stories [New and Selected] (Noah Baumbach)
4. Rock'n Roll (Guillaume Canet)
3. The Florida Project (Sean Baker)
2. Get Out (Jordan Peele)
1. Mekanlar ve Yüzler (Agnes Varda & J.R.)

Thursday, December 28, 2017

2017'nin en iyi albümleri


Bu sene Çekme Kaset'teki tek yazıyı 2 Ocak'ta Fırat girmiş, yılın son üç gününde de ben bunu giriyorum. Burayı ne kadar ihmal ettiğimizin belgesi tabii. Ama yine de şarkılar vardı, kulaklarımızdan geçtiler, kimi zaman kalbe, kimi zaman tene, kimi zaman beyne dokundular. Nadiren de olsa, bunu bir şarkıda değil, koca bir albümde yapabilenler çıktı, onlar hayatımızın da bir parçası oldular. Artık listeleri "bakın bunlar da var, bunları da dinleyin" diye yapmıyorum galiba. Bu yıl benim için nasıldı, müzikal harita üzerinden hayatımın muhasebesi olarak not düşmek için yapıyorum. Mesela 2024'te bakıp, "Aa o zaman bu albümü çok sevmişim, neden acaba?" diyebileyim diye. Diyebilirsiniz ki, başlık niye "en iyi" - SEO diye bir şey var, olur da Google'dan yolu buraya düşen birisi var, ona da kapımız açık olsun diye. Yoksa bu 40 albüm (ki 50'ye tamamlamak zorunda hissetmemem de kişiselliğin nişanesi) sadece benim için bu yıl dinlediğim en güzel 40 albüm. Bunun sağlamasını şuradan yapıyorum: Geçmiş yıllarda listelerin tepelerindeki albümleri "anlamaya" çaba sarf ederdim. Bu yıl bunu yapmadım. O yüzden Lorde veya SZA albümleri burada yok (güzel albümler, ama ıssız adaya yanımda götürmem). Ve yine o yüzden, neredeyse hiçbir listede rastlamadığım alt-J, benim için yılın albümünü yaptı. İşte benim 40'ım böyle.

40. Torres – Three Futures
39. Cigarettes After Sex – Cigarettes After Sex
38. Sufjan Stevens / Nico Muhly / Bryce Dessner / James McAlister – Planetarium
37. Lana Del Rey – Love
36. Aldous Harding – Party
35. JD McPherson – UNDIVIDED HEART & SOUL
34. Slowdive – Slowdive
33. Forest Swords – Compassion
32. Broken Social Scene – Hug Of Thunder
31. Ride – Weather Diaries
30. Four Tet – New Energy
29. The National – Sleep Well Beast
28. Wolf Alice – Visions Of A Life
27. JAY-Z – 4:44
26. Charlotte Gainsbourg – Rest
25. Jane Weaver – Modern Kosmology
24. Alvvays – Antisocialites
23. Spoon – Hot Thoughts
22. Julien Baker – Turn Out The Lights
21. The Big Moon – Love In The 4th Dimension
20. Ron Gallo – Heavy Meta
19. Perfume Genius – No Shape
18. Julie Byrne – Not Even Happiness
17. Beck – Colors
16. Future – FUTURE / HNDRXX
15. Fever Ray – Plunge
14. Grizzly Bear – Painted Ruins
13. Big Thief – Capacity
12. John Maus – Screen Memories
11. Jason Isbell & The 400 Unit – The Nashville Sound
10. LCD Soundsystem – American Dream
9. Pumarosa – The Witch
8. The War On Drugs – A Deeper Understanding
7. Waxahatchee – Out in the Storm
6. Hurray For The Riff Raff – The Navigator
5. Kendrick Lamar – DAMN.
4. Arcade Fire – Everything Now
3. St. Vincent – MASSEDUCTION
2. Mount Eerie – A Crow Looked At Me

1. alt-J – RELAXER 

Friday, December 30, 2016

2016'nın En İyi 12 Yerli Albümü


Geçen sene memlekette yılın albümlerini yazarken dert olmuştu: Bu ülkede Irak Savaşı'nın bile albümü yapıldı, ama şu içinden geçtiğimiz kaotik zamanların müziği yok. "İsteğim" bu yıl karşılandı diyebilirim. Evet, bu 14 yılın patırtı gürültüsünü, ya da şu zamanın hikayesini direkt olarak anlatmıyor belki bu listedeki albümler. Ama neredeyse hepsinde çok derin bir karanlık, hüzün, öfke ya da efkar var. 2016 yılında Türkiye'de yaşıyor olmanın müziği var bu kayıtlarda. Kimisinde kabullenmişlik, kimisinde illa bir umut var. Ama var, şimdi ve burada olmanın müziği bunlar.

Bu sene yılın albümünü seçmedim, sıralama yapmadım, listeyi alfabetik olarak dizdim. 10 gibi bir sayıya indirmekle zaten uğraşmıyorum. Üzerine bu listeye alabileceğim başka kayıtları da ismen anmak isterim: İpek Görgün, Alpha Minus, Hakan Kurşun, Selim Saraçoğlu, Redd, Allen Hulsey (Türk olmadığının farkındayım, ancak burada yazılmış, üretilmiş ve yayınlanmış bir kayıt olarak ait olduğunu düşündüm), Deer From Space, Yok Öyle Kararlı Şeyler, Adamlar ve Cosmic Wings albümlerini de anmak isterim. Her şeye rağmen kendi sesini, sözünü arayan tüm güzel müzisyenlere selam, sevgi.

Cihan Mürtezaoğlu – Bitsin Bu Delilik
DokuzSekiz Müzik
Şarkı yazarlığı, gitaristliği ve vokaliyle çok özel bir yetenek Cihan Mürtezaoğlu. Bir süredir beklenen ilk albümü “Bitsin Bu Delilik”te özellikle şarkı yazarlığının parladığını söylemek gerekiyor. Başka kimselere benzemeyen, eşsiz, gerçek anlamda özgün nameler, müzikal cümleler var onun müziğinde. Ağır bir efkar var, yoğun bir karasevda var Cihan’ın hemen her şarkısında; ama bu kahreden bir acı haline dönüşmüyor, lezzetli bir sızı bırakıyor.

Gaye Su Akyol – Hologram İmparatorluğu
Glitterbeat/Leyla Paşa
Gaye Su Akyol’un müziği kişisel olarak devamlı dinleyeceğim bir müzik değil. Ama yaptığı işi çok iyi yapmaya devam ediyor. Kimi şarkıda org bir köşeden geliyor, kimi zaman surf gitarları sizi ters ayakta yakalıyor, sözler deseniz zaten hepten kafası güzel; ama tüm bunları dengede tutan, Gaye Su’nun makamlı vokalleri. Dizginler sürekli elinde, hep kontrolde, hep sabırlı. Kolayca dağılabilecek, kaotikleşebilecek bir toplamı hep bir arada ustalıkla tutmayı başarıyor.

Glasxs – Planet Reverse Glasxs, etkilenimlerini ortaya dökmekten çekinmeyen, ama yine de ortaya kendinden bir şey koymayı beceren gruplardan. Soğuk elektronikasıyla Radiohead’i, Melis’in loş vokalleriyle Portishead’i anımsattığı bir sır değil. Ancak tüm albüm boyunca bunun ne yaptığının farkında bir duo’nun ilk albümü olduğunu gösteren onca detay var: “She Won2t Give a Fu**”ın 8-bit sıcaklığı ve tekinsiz vokallerinin yarattığı kontrast veya “Hearing Damage”ın sert, insanı nefessiz bırakan atmosferi gibi…

Hedonutopia – Ucube Dizayn
DokuzSekiz Müzik
Yılın son günlerine yetişen, küçük bir hazine “Hedonutopia.” Belki elektronik altyapılardan güç alan bir post-rock diyebiliriz, ancak müziğin gücünün o gürültülerin altına ustalıkla saklanmış nameli vokaller oluşunu ne yapacağız? Duygulu synth’ler, makamlı vokal melodileri derken ara ara Barış Manço’nun “2023”te bıraktığı yerden devam ettiği bile oluyor Hedonutopia’nın. Biraz doğuda, biraz batıda, biraz sentetik, biraz organik, biraz renkli, biraz karanlık bir dünya var “Ucube Dizayn”da. Bu sene yılın albümü seçmedim, ama buna en çok yaklaşan bir iki kayıttan biri bu.  
Dinleyin: Lasido 

In Hoodies – A Lunar Manoeuvre
A.K. Müzik
In Hoodies’in müziği, hep akıcı haldeki gitar ve baslarıyla, belki de Murat Kılıkçıer’in hafiften Bernard Sumner kokan vokalleriyle bana 1990’lar başındaki, “Republic” dönemi New Order’ı anımsatıyor. Albüm boyunca britpop’un altın yıllarının kulağını da çınlatmanız mümkün. Ama buradan In Hoodies’in yüzü geçmişe dönük bir nostaljiyle ilgilendiğini düşünmeyin. İyi yazılmış, enerjik, hayat dolu bir kayıt bu.
Dinleyin: Be All You Feel

Jakuzi – Fantezi Müzik 
Domuz Records
Jakuzi, şimdiden kült statüsüne erişmiş olan “Koca Bir Saçmalık” şarkısıyla bu yıl yeraltını en çok sallayan kayda imza attı belki de. Ama sadece o değil, baştan sonra güçlü bir albüm var ortada. Kaset olarak yayınlanan, Spotify’da ve Apple Music’te bir görünüp bir kaybolan ve YouTube’dan tamamına ulaşılabilen “Fantezi Müzik,” Ariel Pink’in lo-fi pop’uyla John Maus’un pürüzlü synth’li new wave’i arasında salınıyor.
Dinleyin: Koca Bir Saçmalık 

Kalben – Kalben
Zoom & DMC
Türk popüler müziğinde son yılların en güzel hikayesi Kalben. Bir pazarlama başarısı değil, tasarlanmış bir proje değil. Sadece şarkıların, müzisyenliğin, harikulade bir sesin ve samimi sözlerin hikayesi bu; ve o şarkılara sahip çıkan, sevdikleriyle çıkan binlerce insanın. Ne zamandır böyle “organik” bir müzisyenin böylesi popülerleştiğini görmemiştik, o açıdan da iyi geldi. “Aramızda” ise bence yılın en güzel nakaratına sahipti: “Bir şey var aramızda / Hem siyah, hem beyaz / Bir şey var aramızda / Tüm dünya yanımızda.”
Dinleyin: Aramızda

Melis Danişmend – Ve Ev
We Play
Melis Danişmend’in müziği genelde hüzünlüdür. Salya sümük bir acı değil, tatlı, kendiyle dalga geçen bir melankolidir dinlediğiniz. “Ve Ev” ise Melis’in en pozitif şarkılarıyla açılıyor belki de. Artık mutlu olmaya, renkleri görmeye çabalayan, hayatın içindeki küçük (veya büyük) mucizelerin farkına varmaya karar vermiş bir insanın sözleri bunlar. İçinden geçtiğimiz bu zamanlarda çok kolay değil, ancak çok kıymetli bir çaba bu.
Dinleyin: Mucize

roadside.picnic – Le Cafard
Le Horla
Armonycoma ve Ağaçkakan, yani roadside.picnic, “Le Cafard”ı İstanbul ve Eskişehir’de üretmiş. Birinin kaosu, diğerinin dinginliği ve ikisinin yarattığı çelişki albümde pay sahibi olmuş. “Le Cafard”ı dinlediğinizde albümün Eskişehir tarafını bulmakta zorlanabilirsiniz, zira muhteşem bir kaotik hip hop albümüyle karşı karşıyasınız. Karanlık, tekinsiz ve tam da bu yüzden bugüne ait. “Gel gidelim uzak bi yere dedim ama bu kelimenin anlamı yok;” çok doğrudan, evet, 2016 yılında Türkiye’de yaşamayı daha net ifade eden bir başka dize bulamayabilirsiniz.
Dinleyin: Afazi Gürültüsü 

TSU! – Dadebe
Record Store Journal
Memleket indie sahnesinin en kilit figürlerinden J. Hakan Dedeoğlu’nun solo projesi TSU!’nun yeni kaydı Record Store Day’de plak olarak yayınlandı bu sene. TSU!’nun geniş boşluklarda yankılanan gitarları ve tekrarladıkça derinleşen melodileri yerli yerinde. Her dinleyişte sizi kendi mekanına çeken bir kayıt “Dadebe.”
Dinleyin: Bambu 

Tunç Çakır – Voltage Controlled Music
Daha önce Nada, Gökhan Türkmen, Gevende, Önder Focan gibi pek çok farklı isimle sahne müzisyeni veya prodüktör olarak çalışan Tunç Çakır’ın ilk kaydı son derece kişisel bir synth albümü. Albüm büyük ölçüde karanlık ve ağır ilerleyişiyle ambient’a göz kırpsa da, “Blue Room” gibi anlarındaki dokunaklı melodilerle dream pop’a bile göz kırpıyor. Mutlaka, mutlaka takibe almanız gereken isimlerden biri Çakır. 

Ülkü Aybala Sunat – Artiz Kahvesi
Kabak & Lin Records

İtiraf edeyim, Caz Festivali kapsamındaki Gece Gezmesi’ne kadar sadece ismen bildiğim ama dinlemediğim bir müzisyendi Ülkü Aybala Sunat. Eğer Yasemin Mori’nin başlama saatini yanlış okumasaydım belki de öyle kalacaktı. Ama sahnede grubuyla yarattığı enerji  o kadar güzeldi ki, bir şekilde yılın en güzel keşiflerinden biri oldu benim adıma. “Dünya hep mi böyle sallanmakta yoksa ben mi boşluktayım” bu yıl duyduğum en güzel dizelerdendi. “Artiz Kahvesi”nde şarkıcı-şarkı yazarı geleneğiyle caz arasında salınan pek çok güzel melodi var, üstelik Ülkü Aybala Sunat da melekler gibi güzel şarkı söylüyor. 
Dinleyin: Başka Türlü

Thursday, December 22, 2016

2016'nın En İyi Şarkıları

2016'nın En İyi Albümleri listesi için tıklayın.

"En İyi Albümler" listesi klasiktir, ama en iyi şarkılar listesini de dördüncü defa yapıyorum. Her sene de albüm listesinden aldığım zevkten çok daha fazlasını alıyorum bundan. Birkaç sebebi var: Birincisi, albüm formatının git gide önemini yitirmesi (ya da öyle gibi görünmesi). Evet, hala Blackstar, Lemonade veya Skeleton Tree gibi albümler dinliyoruz, ama önemsiz bir uzunçalardan harika bir şarkı çıkması çok daha sık oluyor. Pop, rap ve dans müzikte şarkı çok daha iyi işliyor; rock müzik ise kanımca bir tür krizde. İkincisi biraz daha kişisel: Narsist görünecek ama bu playlist'leri yapmak insanı bir tür sanatçı gibi hissettiriyor. Evet, abartılı, ama bir yandan Kanye West'in "Famous"ta Rihanna'nın ardından Nina Simone'u duymak istemesi ve bunu müziğine katmasından o kadar da uzak değil bir anlamda. Yedi saatlik bir mix yapmak ve insanların bunu sizin seçtiğiniz/dizdiğiniz şekilde dinleyeceğini ummak da heyecan verici bir şey.

Dediğim gibi, dört yıldır bunu yapıyorum ve açıkçası en sevdiğim, en içime sinen playlist'im bu oldu. Bir hafta önce Twitter'da paylaştığım için çoğu kişi dinledi, ama burada da bulunsun diye koyduğum için, şu anda uzatmanın çok da manası yok. Umarım dinlerken keyif alır, birkaç tane yeni keşif yaparsınız. Mutlaka birkaç şeye de kızarsınız, işin doğası bu.

2016'nın En İyi Albümleri


2016'nın En İyi Şarkıları Listesi için tıklayın.

İki sene önce “Boyhood” ile ilgili eleştirilerden bir tanesi çocuğun kız veya siyah olması halinde hikayenin daha ilgi çekici olacağını söylüyordu. O zaman kızmış, bunların beyaz suçluluk duygusu veya “gereksiz duyar” sonucu yazıldığını düşünmüştüm. Şu anda (“Boyhood”a olan sevgimi değiştirmemekle birlikte) bunu anlayabiliyorum. Yıllar geçtikçe kadınların ve siyahların yaptığı müzikleri daha fazla dinlemeye başlıyorum. Son beş yılın üçünde benim için yılın albümü kadın sanatçılardan gelmiş, birinde ise bir siyahtan. Evet, bu sene kendime de itiraf ettiğim için buraya da yazacağım: “Beyaz erkeklerin müziklerinden sıkıldım.” Hepsinden değil ama bir kısmından. Kastettiğim, indie rock gruplarının büyük çoğunluğu bana bir şey söylemiyor artık. Rock müzik deseniz, artık bunun ne anlama geldiğinden bile emin değilim. Artık büyük rock grupları bir çeşit “jenerik” rock sound’una sıkışmış durumdalar: U2, Foo Fighters veya Green Day dinlediğinizde (hepsini severim) artık plastik bir sound geliyor kulağınıza. Bildiğimiz anlamda rock yapan küçük gruplar hala var ve iyiler, mesela Japandroids, Beach Slang veya Nothing gibi. Ama onlar da mainstream değiller. Öte yandan Angel Olsen, Lucy Dacus veya Margaret Glaspy’nin yaptığı şey rock’ın ne olduğuna Green Day’den çok daha yakın geliyor: Samimi, doğrudan, dürüst, içinden geldiği gibi. Umarım yeni yılda fikrimi değiştiren bir rock grubuyla tanışırım. Ama açıkçası görünen işaretler bana çok umut vermiyor. 

Yılın albümü, Nisan ayından bu yana “Lemonade” benim için. Beyonce’nin hayranı değildim asla, her albümünü çıkınca dinledim, bazılarını listelerime aldım, bazılarını almadım. Ama bugüne kadar yaptığı işlerden hiçbiri “Lemonade” kadar çarpıcı olmadı. Evet, Nick Cave ve David Bowie de başyapıtlar yaptılar, en az “Lemonade” kadar usta işiydi. Ama o albümler ölüm üzerineydi. “Lemonade” ise bugünün albümü, şu ana değiyor, geleceği şekillendirmek istiyor. “Lemonade” 2016’nın albümü. “Skeleton Tree” veya “Blackstar” ise üzerlerinde 2016’nın karanlığını taşımasına karşın bundan 10 yıl önce de yapılmış olabilirlerdi. “Lemonade”de feminen enerji var, sinik değil, öfkeli ama yapıcı, duygulu ama soğukkanlı, kişisel ama bireysel değil, kolektif. Dünyanın geleceğine dair fazla umutlu değilim, ama kalan umudumun çoğu kadınlarda: Onlardaki enerji harekete geçirmeye dönük, erkeklerinki durağan ve şikayete yönelikken. 

2016’da en sevdiğim albümler bunlardı ve bana bunları düşündürdü işte. 

2- David Bowie - Blackstar 
3- Explosions In The Sky - The Wilderness 
4- Angel Olsen - My Woman 
5- Nick Cave - Skeleton Tree 
8- Conor Oberst - Ruminations 
9- Mitski - Puberty 2 
10- ANOHNI - HOPELESSNESS

11- The Prettiots - Funs Cool 
12- Frank Ocean - Blonde 
13- Olafur Arnalds - Island Songs 
14- Jenny Hval - Blood Bitch 
15- Rihanna - Anti 
16- Lost Under Heaven - Spiritual Songs For Lovers To Sing 
17- Michael Kiwanuka - Love & Hate 
18- Agnes Obel - Citizen Of Glass 
19- How To Dress Well - Care 
20- Car Seat Headrest - Teens Of Denial 

21- Blood Orange - Freetown Sound 
22- James Blake - The Colour In Anything 
23- Miranda Lambert - The Weight Of These Wings 
24- Cass McCombs - Mangy Love 
25- Kutiman - 6 AM
26- Bat For Lashes - The Bride 
27- Leonard Cohen - You Want It Darker 
28- Childish Gambino - “Awaken, My Love!” 
29- Chance The Rapper - Coloring Book 
30- Savages - Adore Life 

31- American Football - II 
32- Local Natives - Sunlit Youth 
33- Drake - Views 
34- Black Mountain - IV 
35- PJ Harvey - The Hope Six Demolition Project 
36- Porches - Pool 
37- YG - Still Brazy 
38- The Frightnrs - Nothing More To Say 
39- Solange - A Seat At The Table 
40- Jim James - Eternally Even 

41- Sturgill Simpson - A Sailor’s Guide To The Earth 
42- KAYTRANADA - 99.9%
43- Margo Price - Midwest Farmer’s Daughter 
44- Robert Ellis - Robert Ellis   
45- Anderson .Paak - Malibu 
46- case/lang/veirs - case/lang/veirs 
47- Kevin Morby - Singing Saw 
48- M Ward - More Rain 
49- Preoccupations - Preoccupations 

50- School Of Seven Bells - SVIIB 

Saturday, October 29, 2016

Üçüncü çeyrek: 2016'nın en iyi albümleri



Nick Cave - Skeleton Tree 
“Skeleton Tree,” ağır Nick Cave diskografisi içinde bile karanlık duracak bir albüm. Geçen yıl oğlunu kaybeden Nick Cave “One More Time With Feeling”de şöyle diyor: “Zaman elastik. Olaydan uzaklaşabiliyoruz ama sonra bir noktada seni tekrar ona çekiyor.” Bu albüm için de aynısını söyleyebiliriz. Ara verip dinledikçe geri dönmek zorunda hissettiğiniz ve sizi yeniden çarpan bir kayıt bu. Dahası müzikal olarak da arayışçı. “Jesus Alone,” “Girl In Amber” veya “I Need You” Cave külliyatının en iyi şarkıları arasına girer. Benim favorim ise Else Torp’un vokalleriyle kanatlandırdığı “Distant Sky.” Belki de karanlıkla yüzleşmeyi, acıyı kabullenmeyi başardığı için. Albümün içinde biraz umut değilse de ışık gösterdiği için. Buna hepimizin ihtiyacı var. 

Bon Iver - 22, A Million 
Bon Iver’in her adımında Justin Vernon’ın “Bu iş kontrolden çıkmaya başladı” dediğini hissediyorsunuz. “For Emma, Forever Ago”yu soğuk bir Milwaukee ormanında yaparken olayın Grammy’ye, Kanye West’e uzanacağını hiç düşünmüyordu belki de. Ama onu o zamanlar dinleyenler de bu kalbi kırık adamın müziğinin buralara geleceğini düşünmüyordu. “Bon Iver” olağanüstü güzel bir indie rock kaydıydı. “22, A Million” ise Vernon’ın tüm “bozma” çabalarına karşın içten içe bir folk albümü. İlk kıyaslar hep “Kid A” ve “The Age of Adz” üzerineydi; ama aslında bu albümün referansları “Homogenic” ve “Hounds of Love” olmalı. Radiohead yabancılaştırmak, Sufjan Stevens provoke etmek için müziklerini yıkmışlardı: Björk ve Kate Bush’un yaptıkları ses deneyleri ise hikayeye hizmet etmek içindi. “22, A Million”ı dinlerken yalnız, kafası karışık (belki dumanlı, belki de akşamdan kalma) bir adamın zihninde gezdiğimi hissediyorum. Yükselen, alçalan şarkılar, bozulan sesler, eklenen efektler, sanki bir hafızanın parçaları toplamaya çalışması gibi. Bitmek bilmeyen bir iç ses var burada. Gaspar Noé’nin filmlerini yaptığı gibi bir albüm yapmış Bon Iver. Kolay değil, ama kocaman bir kalbi var ve onu dinleyicisine sonuna kadar açmaktan korkmuyor. 

Angel Olsen - MY WOMAN 
Angel Olsen son yıllardaki favorilerimden ve Çekme Kaset’in benzer listelerinin demirbaşlarından birisi artık. “Half Way Home” karanlık ve içe dönük bir folk albümüydü. “Burn Your Fire For No Witness”ta kabuğunu kırmış, biraz lo-fi kokan, doğrudan bir indie rock sound’una geçmişti. Belki benim hatamdır, o albümü hala dinlediğimde bana John Congleton diye bağırıyor. Prodüksiyonunu da kendisinin üstlendiği “MY WOMAN”da tamamen işi üstlendiğini gösteriyor Angel Olsen. Sesinin yeni perdelerini keşfediyor, daha önce kullanmadığı synth’ler (“Intern”) veya uzun gitar soloları (“Sister”) ile günümüzün en dikkate değer genç (30 yaş altı) müzisyenlerinden biri olduğunu kanıtlıyor. 

Michael Kiwanuka - Love & Hate 
2012 yılında ilk albümü “Home Again”i yayınladığında olağanüstü vokaliyle parlamıştı Michael Kiwanuka. Sadece sesiyle bile Otis Redding’lerin, Marvin Gaye’lerin yanına yazılan Kiwanuka, ikinci kaydı “Love & Hate” ile  bu payeyi müzikal olarak da hak etmeye başladığını gösterdi. Bir yanı 1970’ler rock’ına, bir yanı soul’un altın çağına değen, şarkı yazımında da çok üst düzey bir albüm bu. 

How To Dress Well - Care
Frank Ocean - Blonde 
Bu iki albümü birlikte anmak ne kadar doğru bilmiyorum. Ama bu yılın iyi R&B (ya da alternatif R&B) kayıtlarından ikisi olarak bu sonbaharda ikisini de sıkça dinlediğimi söylemeliyim. Frank Ocean zaten bu yılın (hatta son birkaç yılın) en merakla beklenen isimlerinden birisiydi; beklentilere karşın müziğini yine sıkı, içe dönük tutma çabası etkileyici. Tom Krell’in projesi How To Dress Well ise türdeşlerine karşın hala üne kavuşamamamış olsa da, bence janrın en iyi şarkıyazarlarından birisi. Abartı gelecek belki, ama “Care”in yarısı daha ünlü bir ismin elinde hit olacak şarkılarla dolu. 


Leonard Cohen - You Want It Darker 
Biraz haddimi aşacağım: Leonard Cohen, 1960'lardaki başyapıtları dışında aslında çok iyi bir albüm sanatçısı değildir. Özellikle 1980'lerden itibaren yaptığı albümleri dönüp dönüp dinlemem. Belki bana kızacaksınız ama sizin de öyle yaptığınızı biliyorum, o albümlerden sevdiğiniz şarkıları dinliyorsunuz o kadar. "You Want It Darker," Cohen'in uzun zamandır yaptığı en iyi "albüm." İlk şarkıdan sözleriyle sizi üzüyor, ama "On The Level" veya "Traveling Light" gibi şarkılarda kan var, ruh var - nefes alıyor bunlar. Tanrı sana uzun ömür versin Cohen. 

Monday, August 1, 2016

İkinci çeyrek: 2016'nın en iyi albümleri


İlk çeyreğin en iyi albümleri için tıklayın.

Beyoncé – Lemonade
Mayıs ayındayazdıklarımın üzerine ekleyebileceğim çok fazla şey yok aslında. Beyoncé son yılların en güçlü pop albümüne, dahası popüler kültürde yılın en büyük olayına imza attı. Şu ana kadar yılın en iyi 15 şarkısını içeren bir liste yapsam, yarısını bu albümden şarkılarla doldururdum. “Lemonade,” “Blackstar”la birlikte 2016’nın en iyi kaydı. Hangisi daha iyi? Bunun yanıtından ben de emin değilim.

Explosions In The Sky – The Wilderness
Büyük bir post-rock hayranı sayılmam. Explosions In The Sky da saygıyla baksam da her albümünü dört gözle beklediğim bir grup olmamıştı bugüne dek. Ama “The Wilderness”te türün klişelerini bir kenara bırakıp bambaşka bir post-rock diline imza atmaları beni çok etkiledi. Son yıllarda indie müziğin tartışmasız en parlak prodüktörü olan John Congleton’ın çalışması da çarpıcı: Örneğin ‘Disintegration Anxiety’nin katartik öfkesinde şarkının kaydında tam ortada patlayan davulların etkisi azımsanamaz. İnişleri ve çıkışları, sükuneti ve patlamalarıyla harika bir albüm.

Dağılacaklar mı, “True Love Waits”i neden şimdi albüme koydular, şarkı sıralaması neden alfabetik, “Daydreaming”in sonunda Thom ne söylüyor gibi onlarca bilmeceyle dolu yeni bir Radiohead kaydı. Kronolojik değil, psikolojik olarak “OK Computer” ile “Kid A” arasına yakıştırdığımı da söylemeliyim. Peki, içinde bulunduğumuz zamanı “Kid A”in 2000’leri yaptığı kadar anlamlandırdığını söylemek mümkün mü? Zor. Zira artık dünya eskisinden daha karmaşık, sanatın bu karanlığa, kötülüğe ayak uydurması kolay değil. Dünyanın yanıyor ve içinde bulunduğumuz zamanlar Radiohead’in bir zamanlar öngördüğünden daha korkunç.

Black Mountain – IV
Vancouver’lı Black Mountain, 2000’lerin ilk yılının ortalarında 1970’lerin kütür kütür rock’ını yaşatan bir gruptu. Altı yıl aradan sonra yayınladıkları ilk albümlerinde stoner müziklerini yumuşatmışlar, ama derinleştirmeyi de becermişler. Gereksiz taramalar yok, melodiler yakalayıcı, Stephen McBean ile Amber Webber’ın vokal paylaşımları da muazzam. Kökü 40 yıl öncede ama ruhu tam burada bir rock albümü “IV.”

PJ Harvey – The Hope Six Demolition Project
Bir şekilde PJ Harvey’nin yeri ayrıdır bende (sanırım kendisini seven pek çok kişi için de böyledir bu). Gitara en çok yakışan seslerden birisi PJ Harvey’ninki. Onun sesini böyle tempolu, elektrikli şarkılarda duymayı da özlemişim. Bu albümde anlattığı öykülerle ilişki kurmakta zorlansam da kişisel olarak 2000 sonrası albümlerinden en fazla dinlediğim kaydı bu oldu. Kişisel bir şey olmalı.

Mitski – Puberty 2
İlk etapta kendisini Waxahatchee sonrası lo-fi indie temsilcilerinden birisi sanmanız mümkün, aynı hatayı ben de yaptım. Mitski, dördüncü albümünde bundan fazlasını vaadediyor. Depresyon ve umutsuzluk var müziğinde, ama çarpıcı tarafı, bunları çok doğrudan anlatabilmesi. “Your Best American Girl”de “ayrı dünyaların insanlarıyız” konusunu anlatırken seçtiği ifadeler nefis. “Happy”de ise karakterimizin partnerini bir daha görüp görmediğini bilmiyoruz, ama bir öğleden sonrayı mutlu geçirdiler, çay içtiler, kurabiye yediler, seviştiler: Bazen hayatta hissetmek için bunlar yeterli, sürmesi değil.

Drake – Views
“Çok tahmin edilebilirsin, senin gibi insanlardan nefret ediyorum.” Drake’in pasif agresif hip hop’ı, son yıllarda popüler müzikteki en ilgi çekici şeylerden birisi. Melodik olarak müthiş bir seri yakalamış durumda, ardı ardına hitler yazıyor, evet. Ama onun albümlerinde ortaya koyduğu persona, rap müzikte gördüğümüz kimseye benzemiyor. Bir an partinin kralını görüyoruz (“One Dance”), bir sonrakinde ise kendi başına “ben niye böyle oldum” diye kendine kızan bir adam. O kısım çok sürmüyor: “Senin yerinde olsam ben de kendimi sevmezdim” diyor. Drake kendini sevmeyi de, kendisiyle kavga etmeyi de Kanye’den daha artistik şekilde yapıyor.

Chance The Rapper – Coloring Book
Chance’in ligdeki en iyi çaylak olduğunu biliyorduk, “Coloring Book”ta oyununu bir sonraki seviyeye taşımayı başardı. Hip hop’ın en büyüklerini albümünde taşımayı başaran bir çocuk; Burak Yılmaz’ın Emre Mor için söylediği gibi “bizim gözbebeğimiz, bizim çiçeğimiz.” Gospel müzikten bolca faydalanan, kavgayı değil, sevgiyi, hayatı, ve evet, inancı yücelten bir kutlama albümü “Coloring Book.” Rap müzikte buna çok fazla rastlamıyorsunuz.

ANOHNI – HOPELESSNESS
Gezegendeki en etkileyici vokallerden birisine sahip ANOHNI, dolayısıyla sadece çıplak sesiyle bile albüm kaydetse yeterince çarpıcı olurdu – ki önceki kayıtlarında buna yaklaşmıştı. Ama “HOPELESSNESS”ta 1980’ler, daha spesifik olursak italo-disco sesleriyle başka bir ses örgüsü üzerinde söylüyor şarkılarını. Şiddet dolu zamanlarda yaşıyoruz, kan ve ölüme neredeyse alıştık. Ama “Drone Bomb Me” sadece grafik sözleriyle pek çok videodan daha çarpıcı. Bu, ANOHNI’nin başarısı.

James Blake – The Colour In Anything
James Blake’in müziğini değiştirmesi, evinizdeki kedinin büyümesi gibi. Günden güne fark etmediğiniz, ama başlangıç noktası ile kıyasladığınızda anladığınız bir fark gibi. Gittikçe daha kendine güvenli hale geliyor, ama müziği hala geniş boşluklarla dolu, hala agorafobik, hala ürkek ve yalnız. Günümüzün en dikkate değer, en olgun müzisyenlerinden birisi Blake. İlerleyişini takip etmek büyük keyif. 

Big Thief – Masterpiece 
Brooklyn’li Big Thief, bu senenin en iyi yeni gruplarından. Adrianne Lenker’ın kırılgan vokalleri grubun hayat damarı: Geri kalan üçlünün yaptığı, bu vokallerin yeterince can acıtıcı olması için gereken temiz folk rock sound’unu sağlamak. Şarkı olan “Masterpiece” bu yılın en güzel şarkılarından birisi, ama kaydın geri kalanında da sizi etkileyecek pek çok şarkı bulacaksınız. “Paul” veya “Parallels” gibi: Günümüzün Mazzy Star’ı bu çocuklar olacak. 

Sunday, April 3, 2016

İlk çeyrek: 2016'nın en iyi albümleri


David Bowie - Blackstar 
Bu yıl, şu ana kadar sanat dünyasından kahreden haberlerle geçiyor, ama hiçbiri, David Bowie'nin vedası kadar acıtmadı. Onun müzik (ve sanat, ve sinema, ve popüler kültür...) tarihi için önemi şöyle dursun, hala bu kadar üretken, yenilikçi ve yaratıcı olabildiği bir albümü yayınladıktan günler sonra gitmesini kabullenmek güç. Kendrick Lamar'dan, Scott Walker'dan, serbest cazdan ve atonal müzikten beslendiği "Blackstar," David Bowie kariyerinin en iyi 10 albümünde rahatlıkla yer bulur kendine. 2016'nın en iyisi olması çantada keklik zaten. Herhangi bir kaydın bu yoğunluğu aşabilmesi hiç de kolay olmayacak. 

Rihanna - Anti 
Single'larına diyecek yok ama Rihanna, hiçbir zaman iyi bir albüm sanatçısı sayılmazdı. "Anti," kanımca bütünlüğü ve atmosferiyle Rihanna'nın en "albüm gibi albümü." Herkes "Work"ü bilse de, albümün gücü, geride kalan düşük tempolu parçalarının ruhunda. Benim için yılın sürprizi, ama aynı zamanda yılın ilk çeyreğindeki en güzel albümlerden birisi. 

Savages - Adore Life 
Savages'ın ilk albümünü sevmedim diyemem, ama herkes kadar da sevdiğimi söyleyemem. "Adore Life," Londralı grubun ilk albümündeki vaadi karşılayan, sert, öfkeli, yakalayıcı bir kayıt. Daha önce de bir yerlerde söylemiş olmalıyım: Bugünün müziğinde beyaz genç erkeklerin hikayeleri git gide daha az ilgimi çekiyor. Kadınların söyleyecek çok daha fazla sözü var. Savages o sözü sakınmayanlardan. 

Porches - Pool 
New York'lu müzisyen Aaron Maine'i 2014'teki harika şarkısı "Forgive" ile tanımıştım, hatta o yılın en güzel şarkıları listeme de dahil etmiştim. "Pools," bir tarafıyla 1980'ler ritimlerini içeren bir "havuz başı" partisine yakışacak bir kayıt, ama daha karanlık, hüzünlü yerlere gitmekten de çekinmiyor. Öte yandan The War On Drugs, Merchandise gibi yeni dönem soft rock sound'unu sevenleri de tavlayacak bir hali var. 

Kendrick Lamar - untitled unmastered. 
Geçen yılın en iyi albümünü yaptıktan sonra biraz oturup soluklansa kimse bir şey diyemezdi. Ama Kendrick kıyıda köşedeki şarkılarını, albümlerine sığdıramadığı fikirlerini, b-side'larını topladı ve yayınladı. Ve bu kayıt bile, Kanye West'in yıllarca uğraşıp "tüm zamanların en iyi albümü olacak" diye gazladığı (ama haftanın albümü bile olamayan) "The Life of Pablo"su ile Macklemore & Ryan Lewis'in "This Unruly Mess I've Made"inden kat be kat daha iyi oldu. 

The Prettiots - Funs Cool 
New York'lu iki (bazen de üç) genç kadın, kısa ve yakalayıcı şarkılar söylüyor, üzerine bir de zekice sözler yazıyor. Bu kombinasyon yıllardır kazandırır, The Prettiots'ın ilk albümünde de sekmedi. Biraz Girlpool'un daha kulak kesmeyeni, Hinds'ın daha eğlencelisi denebilir The Prettiots için. "Güldürürken düşündürüyorlar" ve günümüzde bu da hiç az şey değil. 

Sunday, March 27, 2016

İzlenmesi gereken 50 belgesel

The Guardian, günümüzün önde gelen 10 belgesel yönetmenine beşer tane favori belgeselini sormuş. Ortaya 50 filmlik "izlenmesi gereken belgeseller" listesi çıkıvermiş. 2000'lerdeki favori belgesellerimi saysam mutlaka koyacağım Bowling For Columbine, The Queen of Versailles, Grizzly Man, Man on Wire, Five Broken Cameras gibi filmleri burada bulmak güzel. Listeler birbirinden bağımsız da olsa ortaya çıkan toplam, klasiklerden modernlere kadar uzanan oldukça kapsayıcı ve derli toplu bir sonuç olmuş. Liste aşağıda, ama yönetmenlerin yaptığı açıklamaların da olduğu halini görmek için şuraya tıklayabilirsiniz.  

Joshua Oppenheimer 
Salaam Cinema (Mohsen Makhmalbaf, 1995)
Close Up (Abbas Kiarostami, 1990)
Gates of Heaven (Errol Morris, 1978)
Loss Is to Be Expected (Ulrich Seidl, 1992)
The Hour of the Furnaces (Octavia Getino & Fernando e Solanas, 1968)

Lucy Walker 
Hoop Dreams (Steve James, 1994)
Streetwise (Martin Bell, 1984)
The Five Obstructions (Lars von Trier & Jorgen Leth, 2003)
The Gleaners and I (Agnes Varda, 2000)
Up (Michael Apted, 1964)

Alex Gibney 
Night and Fog (Alain Resnais, 1955)
Gimme Shelter (Albert & David Maysles, Charlotte Zwerin, 1970)
When We Were Kings (Leon Gast, 1996)
Stories We Tell (Sarah Polley, 2012)
Waltz With Bashir (Ari Folman, 2008)

Kim Longinotto 
Sherman's March (Ross McElwee, 1986)
Tales of the Grim Sleeper (Nick Broomfield, 2014)
Solar Mamas (Jehane Noujaim & Mona Eldaief, 2012)
Virunga (Orlando von Einsiedel, 2014)
Five Broken Cameras (Emad Burnat & Guy Davidi, 2011)

James Marsh 
Man with a Movie Camera (Dziga Vertov, 1929)
Le Sang des Bêtes (Georges Franju, 1949)
The War Game (Peter Watkins, 1965)
The Battle of Chile (Patricio Guzman, 1975, 1976, 1979)
Primate (Frederick Wiseman, 1974)

Sharmeen Obaid-Chinoy 
Amy (Asif Kapadia, 2015)
Iraq in Fragments (James Longley, 2006)
Buena Vista Social Club (Wim Wenders, 1999)
The Thin Blue Line (Errol Morris, 1988)
Bowling For Columbine (Michael Moore, 2002)

Franny Armstrong 
Global Report (Peter Armstrong, 1981)
The Queen of Versailles (Lauren Greenfield, 2012)
Blackfish (Gabriela Cowperthwaite, 2013)
Lessons of Darkness (Werner Herzog, 1995)
Some Kind of Monster (Joe Berlinger & Bruce Sinofsky, 2004)

Khalo Matabane 
When the Levees Broke (Spike Lee, 2006)
Capturing the Friedmans (Andrew Jarecki, 2003)
Grizzly Man (Werner Herzog, 2005)
The 3 Rooms of Melancholia (Pirjo Honkasalo, 2004)
Pina (Wim Wenders, 2011)

Molly Dineen 
Into Eternity (Michael Madsen, 2010)
Le Joli Mai (Chris Marker & Pierre Lhomme, 1963)
Aileen: Life and Death of a Serial Killer (Nick Broomfield & Joan Churchill, 2003)
The Power of Nightmares (Adam Curtis, 2004)
Sisters in Law (Kim Longinotto, 2006)

Angus Macqueen 
Man on Wire (James Marsh, 2008)
Little Dieter Needs to Fly (Werner Herzog, 1998)
Shoah (Claude Lanzmann, 1985)
Pandora's Box (Adam Curtis, 1992)
China: Beyond the Clouds (Phil Agland, 1994) 

Wednesday, February 10, 2016

2015'in en sevdiğim filmleri


50- Hazine (Corneliu Porumboiu) 
49- Güeros (Alonso Ruizpalacios) 
48- What We Do In The Shadows (Jemaine Clement & Taika Waititi) 
47- Victoria (Sebastian Schipper) 
46- Heaven Knows What (Ben Safdie & Joshua Safdie) 
45- Steve Jobs (Danny Boyle) 
44- Bridge of Spies (Steven Spielberg) 
43- Eden (Mia Hansen-Love) 
42- The Club (Pablo Larrain) 
41- What Happened Miss Simone? (Liz Garbus) 
40- Room (Lenny Abrahamson) 
39- Jurassic World (Colin Trevorrow) 
38- The End of the Tour (James Ponsoldt) 
37- Beden (Malgorzata Szumowska) 
36- Ned Rifle (Hal Hartley) 
35- Me, Earl & The Dying Girl (Alfonso Gomez-Rejon) 
34- Son of Saul (Lazslo Nemes) 
33- Amy (Asif Kapadia) 
32- The Peanuts Movie (Steve Martino) 
31- Dheepan (Jacques Audiard) 

30- Taksi (Cafer Panahi) 
29- The Hateful Eight (Quentin Tarantino) 
28- Love & Mercy (Bill Pohlad) 
27- Tu Dors, Nicole (Stephane Lafleur) 
26- The Revenant (Alejandro Gonzalez Inarritu) 
25- Mistress America (Noah Baumbach) 
24- Özgürlük Tepesi (Hong Sang-soo) 
23- Dope (Rick Famuyiwa) 
22- Star Wars: The Force Awakens (J.J. Abrams)
21- Irrational Man (Woody Allen)
20- The Diary of a Teenage Girl (Marielle Heller) 
19- Grandma (Paul Weitz) 
18- Cobain: Montage of Heck (Brett Morgan)
17- Straight Outta Compton (F. Gary Gray)
16- Ex-Machina (Alex Garland)
15- Chi-Raq (Spike Lee)
14- Clouds of Sils Maria (Olivier Assayas)
13- 45 Years (Andrew Haigh)
12- Spotlight (Tom McCarthy)
11- Anomalisa (Charlie Kaufman & Duke Johnson) 

10- Mustang (Deniz Gamze Ergüven)
9- Youth (Paolo Sorrentino)
8- Phoenix (Christian Petzold)
7- The Big Short (Adam McKay)
6- Inside Out (Pete Docter) 
5- Carol (Todd Haynes)
4- The Lobster (Yorgos Lanthimos)
3- While We're Young (Noah Baumbach)
2- Mad Max: Fury Road (George Miller)
1- Tangerine (Sean Baker) 

Sunday, December 27, 2015

2015'in En İyi Albümleri


Bu yılın büyük bölümünde 2015'in bir numarasına Sufjan Stevens'ı koyacağımı düşünüyordum. Hepimiz gibi beni de etkileyen, çok güzel bir albümdü "Carrie & Lowell." Ama yazın başında yaptığım "yılın şu ana kadar en iyileri" listesinde bile Sufjan'ı zorlayabilecek tek ismin Kendrick olduğunu yazmıştı. Son günlerde de 2015 üzerine bolca düşünürken "To Pimp A Butterfly"ın "yılın albümü" payesini daha çok hak ettiğini hissettim. Birincisi, "To Pimp A Butterfly" daha 2015'e, "bugüne" ait bir albüm. İkincisi, sanatçıların müzikal olarak kendilerini zorlamaları, sınırlarını genişletmeleri beni çok etkiliyor. Bu listede beni şaşırtan albümlere belirgin şekilde torpil geçtiğim sır değil. Kendrick dışında Grimes, SOPHIE, Jenny Hval, U.S. Girls, hatta Justin Bieber gibi "ters köşe" albümlerin bolca bulunması biraz bundan. Benim için bu yılın en iyileri böyleydi. "Vintage" bir yıl sayılmaz, ama yine de iyi şeyler dinlemişiz işte. 

1.       Kendrick Lamar – To Pimp A Butterfly
2.       Jamie XX – In Colour
3.       Sufjan Stevens – Carrie & Lowell
4.       Grimes – Art Angels
5.       Tame Impala – Currents
6.       Courtney Barnett – Sometimes I Sit and Think, and Sometimes I Just Sit
7.       Kurt Vile – b’lieve i’m goin down
8.       Torres – Sprinter
9.       Florence + the Machine – How Big, How Blue, How Beautiful
10.   SOPHIE – Product
11.   Blur – The Magic Whip
12.   Can Güngör – Silik Düşler
13.   Father John Misty – I Love You, Honeybear
14.   Natalie Prass – Natalie Prass
15.   Julia Holter – Have You In My Wilderness
16.   Foals – What Went Down
17.   Waxahatchee – Ivy Tripp
18.   Jenny Hval – Apocalypse, Girl
19.   The Weeknd – Beauty Behind The Madness
20.   U.S. Girls – Half Free
21.   Joanna Newsom – Divers
22.   Jason Isbell – Something More Than Free
23.   Holly Herndon – Platform  
24.   Kamasi Washington – The Epic
25.   Deafheaven – New Bermuda
26.   Public Service Broadcasting – The Race For Space
27.   Built To Spill – Untethered Moon
28.   Wilco – Star Wars
29.   Viet Cong – Viet Cong
30.   Sleater-Kinney – No Cities To Love
31.   Björk – Vulnicura
32.   FFS – FFS
33.   Kasey Musgraves – Pageant Material
34.   Beach House – Depression Cherry
35.   Panda Bear – Panda Bear Meets The Grim Reaper
36.   Baroness – Purple
37.   Earl Sweatshirt – I Don’t Like Shit, I Don’t Go Outside
38.   Tobias Jesso Jr – Goon
39.   Unknown Mortal Orchestra – Multi-Love
40.   VHÖL – Deeper Than Sky
41.   Mac DeMarco – Another One
42.   Beach Slang – The Things We Do To Find People Who Feel Like Us
43.   CHVRCHES – Every Open Eye
44.   Noel Gallagher’s High Flying Birds – Chasing Yesterday  
45.   Speedy Ortiz – Foil Deer
46.   Destroyer – Poison Season
47.   My Morning Jacket – The Waterfall
48.   Justin Bieber – Purpose
49.   Chris Stapleton – Traveller
50.   Future – DS2 

Monday, January 19, 2015

2014'te en sevdiğim 40 film


40. Karışık Kaset (Tunç Şahin) 

39. Dünyada 20.000 Gün (20,000 Days On Earth, Iain Forsyth & Jane Pollard)

38. Altın Kafes (La Jaula de oro, Diego Quemeda-Díez)

37. Yıldız Haritası (Maps To The Stars, David Cronenberg)  

36. Görünmeyen Kadın (The Invisible Woman, Ralph Fiennes)

35. Gece Planı (Night Moves, Kelly Reichardt)

34. The Imitation Game (Morten Tyldum)  

33. Lego Filmi (The Lego Movie, Phil Lord & Christopher Miller)  

32. Annemin Şarkısı (Klama Dayîka Min, Erol Mintaş)

31. Sıfır Teorisi (The Zero Theorem, Terry Gilliam)

30. Still Alice (Richard Glatzer & Wash Westmoreland)  

29. Elyazmaları Yanmaz (Dast-neveshtehaa nemisoosand, Mohammad Rasoulof)

28. Sokak Köpekleri (Jiao You, Tsai Ming-liang)

27. Meçhul Malum (The Unknown Known, Errol Morris)

26. Màlmhaus (Metalci, Ragnar Bragason)  

25. Ida (Pawel Pawlikowski)

24. Aşkın Halleri (The Disappearance of Eleanor Rigby: Them, Ned Benson)  

23. The Internet’s Own Boy: The Story of Aaron Swartz (Brian Knappenberger)

22. Beyaz Tanrı (Fehér Isten, Kornél Mundruczó)

21. Obvious Child (Gillian Robespierre)

20. Vi är bäst! (Lukas Moodysson)

19. Leviathan (Andrey Zvyagintsev) 

18. Still Life (Uberto Pasolini)

17. Inherent Vice (Paul Thomas Anderson)

16. Force Majeure (Ruben Östlund)

15. Nightcrawler (Dan Gilroy)

14. Nymphomaniac Bölüm 1 ve Bölüm 2 (Lars Von Trier)

13. İki Gün Bir Gece (Deux Jours, Une Nuit, Jean-Pierre & Luc Dardenne)

12. Kayıp Kız (Gone Girl, David Fincher)

11. Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Hotel, Wes Anderson)

10. Mistaken For Strangers (Tom Berninger)

9. Foxcatcher (Bennett Miller)

8. Interstellar (Christopher Nolan)

7. İnsanları Seyreden Güvercin (En duva satt på en gren och funderade på tillvaron, Roy Andersson)

6. Whiplash (Damien Chazelle)

5. Mommy (Xavier Dolan)

4. Körlük (Blind, Eskil Vogt)

3. Kış Uykusu (Nuri Bilge Ceylan)

2. Birdman (Alejandro González Iñárritu)

1. Boyhood (Richard Linklater)